Hamilelikte ve bebeklerde kullanılan takviyeler çokça soruluyor, bakış açımız merak ediliyor.
Daha önce “taşıma suyla değirmen dönmez” demiştik. Bir vücut kendi mineral ve vitaminlerini ana kaynağı olan bağırsaklardan alamıyorsa, istediğiniz pahalı takviyeler kullanılsın; vücut bunları tüketince yine bu takviyelere mahkûm kalınacaktır.
Vücutta mineral ve vitamin eksikliklerinin iki ana sebebi vardır: birincisi gıda olarak kullandığımız besinlerin yıllar içinde tohum, gübre ve tarım ilaçları açısından zehre dönüşmesi, fakirleşen toprakların sebze ve meyvelerinin de mineral ve vitamin açısından fakirleşmesi, ikinci sebep de ilaçlar, kimyasallar ve çöp gıdaların, ayrıca tarumar olmuş beslenme alışkanlıklarının sayesinde harap olmuş mide-bağırsak sistemidir.
Bilim teoriler üzerinden yürür. Bir dönem ortaya atılan teori, uzun süre uygulandığı zaman vazgeçilmez, kanunlaşmış bir uygulama algısı oluşturabilir. İlk altı ayda bebeklere su verilmesi bile yasaklanırken aşılar, kimyasal mamalar, ilaçlar ve sentetik takviyeler hiç düşünülmeden, test yapılmadan, bağışıklık kapasitesi incelenmeden, bağırsak düzeni sorgulanmadan rutin olarak verilmekte, birçok sıkıntıya kapı aralamaktadır.
Bilimsel çalışmalar folik asidin gebe kaldıktan sonra fayda etmeyeceğini gösterdiği halde rutin olarak folik asit gebe kalanlara verilmekte, bebeklerde omurilik defektlerinin asıl sebebinin son yıllarda kullanımı artan tarım ilaçlarına bağlı olduğu gizlenmektedir.
Bebeklere tıpkı aşıların; bebeğin bağışıklığının nasıl olduğu gözlenmeden, rutin olarak uygulanması gibi takviyeler de yan etki profiline bakmadan rutin olarak verilmektedir. Özellikle kabız bebeklerde, demir takviyesi bağırsak florasını daha çabuk bozmakta, kabızlığı artırmaktadır. Demir içen bebeğin iştahı da ağzının tadı da bozulmaktadır.
D vitamini (daha doğrusu hormonu) kapalı ortamlarda topraktan ve güneşten uzak kaldığımız için vücutta az üretiliyor. Toprak ve güneşle barışık yaşamak en temel çözüm.
Tüm mineraller ve vitaminler gerçekten takviye edilmesi gerekiyorsa, kişiye, durumuna ve risk faktörlerine göre takviye edilmelidir. Son çare olmalıdır.