Bilim adı altında kimyasal suni ilaçlardan başka kadim tedavi yöntemlerinden habersiz yetiştirilen tıp doktorları için halktan duydukları bu yöntemler can sıkıcıdır. İlaçla kontrol altına alınamayan bir hastalığın basit bir geleneksel tedavi ile yenilmesi elbette inanılır gibi değildir. Ruhsal yapının araştırmacı kimliği, bağnaz kimliğine ağır basmadığı sürece modern eğitim tezgahında yetişmiş bir doktor, bu ilginç durumu araştırmak yerine birkaç klişe sözle açıklayıp içini rahat tutmaya çalışır. Bu klişelerden birisi de "plasebo"dur. Plasebo demek, tedavi olacağına inanmış bir hastanın ilaç yerine vücuda herhangi bir etkisi olmayan maddenin ilaç biçimine getirilerek hastaya verilmesidir. Yani durum gerçekte ilaç almayan hastanın sırf inancı nedeniyle iyileşmesidir. Fakat ilginç bir durum var ki, hastalar her kanaldan yapılan güzellemeler sayesinde en çok modern tıbba inansa da plasebo olayı modern tıpta bu kadar etkin olmamaktadır. İnsanların ekserisi iliklerine kadar modern tıbbın kendilerini iyileştireceğine, verilen ilaçların mükemmel bir şifa kaynağı olduğuna inanmalarına rağmen çoğu tedavi süreci hüsranla sonuçlanmakta ve bu süreçte çoğu zaman bu inanç zayıflamaktadır. Çünkü maalesef modern tedavi yöntemlerinde onarım amacından daha çok baskılamak, tabiri caizse tozu halının altına süpürmek ana zihniyeti oluşturmaktadır.
Yani doğal bir madde ya da doğal tedavi yöntemiyle tedavi olan hastanın şifası "plasebo" ile açıklanırken, modern tedaviler ile şifa olan hasta "bilim'' tanrısının (!) ürünü oluyor. Halbuki hangi yöntem olursa olsun bunun sadece bir vesile, şifanın kaynağının da Allah (azze ve celle) olduğu unutuluyor.