Günümüz tıbbının en büyük çıkmazı; hastanın değil, hastalığın tedavi edilmeye çalışılmasıdır. Vücut bir bütün olarak ele alınmaz. Hastalıklar organ organ branşlara dağıtılmıştır. Herkes olaya kendi penceresinden bakmakta, kimse kapıyı açıp içeriyi komple görme derdinde değildir.
Oysa ki, kronik hastalıkların geneli, organda meydana gelen bir hastalık değil, vücudun genelini ilgilendiren bir problemin organa yansımış halidir.
Örnek vermek gerekirse ciltte meydana gelen lezyon, vücudun toksin yükünün fazlalığı, karaciğerin kapasitesinin bu toksin yükünü kaldıramaması yada bağırsakların "geçirgenliğinin artması" nedeniyle bağışıklık sisteminin görevini şaşırması nedeniyle olabilir. Ama çoğu cildiye uzmanı "cilt penceresini" aşmaya "yetkili olmadığını" düşündüğü için cildin bir alt katmanına inemez ve lokal (bölgesel) bir tedaviyle işin içinden çıkmaya başlar. Vücudun derinliklerindeki problem bu müdahale ile çözülmeyeceğine göre, yarın başka bir yerden aynı beklenmeyen misafir veya daha fazlası "merhaba" der.
Hastalıklara bütüncül bakabilmek, "hekim" ismini hak etmek için "şifa"nın kaynağını iyi bilmek, hastalıkları "derinine inerek" hikmetli bir şekilde araştırmak ve fıtrata yabancı olmayan doğal ilaçlarla şifaya vesile olmak her doktorun hedefi olmalıdır.
Ya değilse, ister AVM gibi isterseniz de saray gibi hastaneler yapılsın, bir hasta için buralar mezardan daha daraltıcı olmaya devam edecektir.