Hipertansiyon hastalığı, kan basıncının dünya genelinde ortalama standart olarak belirlenen değerlerin üzerinde belirli bir süre seyretmesi ile tanısı konulan bir hastalıktır. Dünya genelinde en yaygın görülen kronik hastalıklardan birisidir. Sebep olarak kalple alakalı problemler, böbrek damarları ile ilgili problemler ve bazı nadir sebeplerin haricinde büyük oranda herhangi bir sebebe bağlanmayarak “esansiyel hipertansiyon” teşhisi konulur. Bu teşhis üzerine tansiyonu farklı biyokimyasal yolaklarla baskılayan veya dengeleyen ilaçlar kullanılır.
Geleneksel veya kadim tedavi anlayışlarında, hastalık ne olursa olsun kök nedenlerine inmek gerekir. Bu kadar yaygın olan bir kronik hastalığın da kök nedenlerini bulmak elbette çok zor değildir. Beden metabolizmamız, hormonal sistem-karaciğer-kalp-böbrek ve diğer organların da katkılarıyla bir denge içinde devam eder. Bu dengeyi en çok bozan ise beslenme ve yaşam tarzımızdaki bozulmalardır. Bu bozukluklar bağırsaklarımızın sağlığını tehdit eder. Bağırsak güvenliği bozulduğunda geçirgenlik artar ve toksinler bedene dolmaya başlar. Vücudun faklı bölümlerinde iltihaplar (enflamasyonlar) oluşmaya başlar. Bu enflamasyonların en yoğun geliştiği alanların başında da atar ve toplar damarlarımız gelir. Bu inflamasyonlar damarlarda sertliklere, esnekliklerin kaybolmasına yol açar. Esnekliğini kaybetmiş dolaşım sistemi ani basınç değişikliklerinde, eski sağlığında olduğu gibi dengeleyici reflekslerini yerine getirememeye başlar. Tansiyon dengesizlikleri gün yüzüne çıkmaya başlar.
Baş dönmeleri, enseden gelen baş ağrıları, burun kanamaları, baş dönmeleri tansiyon yükselmesinde görülebilecek belirtilerdir. Kanama eğer beyinde olursa ki hipertansiyonun en korkulan etkisidir, bu durum hayati olabilmektedir. O yüzden hipertansiyon hastalarının tedavi konusunda çok hassas olmaları gerekmektedir.
Hipertansiyon tedavisinde öncelikli olarak beslenme, hareket ve uyku başta olmak üzere yaşam tarzındaki problemler giderilmelidir. Bitkisel tedavi (fitoterapi) ile onarım, detoks ve dengeleme yapılmalıdır. Ozon tedavisinin ise hipertansiyondaki yeri önemlidir. Öncelikli olarak dolaşım sistemi toksinlerinin temizlenmesi, damar duvarlarındaki inflamasyonların giderilmesi, bağışıklık sisteminin güçlendirilerek iyileşme enerjisinin güçlendirilmesi gibi hedeflerle Ozon tedavisi hipertansiyonda kıymetlidir.
Ozon tedavisi hipertansiyon hastalarında genellikle damar yoluyla (yani majör ozon) uygulanır. Ozon tedavisinin faydaları bir çok hastalıkta olduğu gibi hipertansiyonda da oldukça fazladır. Ozon tedavisinin ise yan etkileri oldukça azdır ve güvenli bir tedavi yöntemidir. Ozon tedavisi hipertansiyon tedavisinde genellikle 10-15 seans arasında uygulanır.
Ankara’da Ozon tedavisi uygulanan merkezler arasında kliniğimizi güvenle tercih edebilir, geniş bilgi için klinik numaralarımızı arayabilirsiniz.