Bekir
Tok

banner
banner

Polikistik Over Sendromu Sebepleri Ve Çözümü

banner
banner
Polikistik Over Sendromu Sebepleri Ve Çözümü
Polikistik Over Sendromu Sebepleri Ve Çözümü

Günümüzde sık duyduğumuz genç kız hastalıklarından birisi...
Kadın doğum polikliniklerinin vazgeçilmez ziyaretçileri...
Anormal kıllanma, göbek etrafı başta olmak üzere kilo alma, adet döngülerinde düzensizlikle karakterize bir hastalık; kadın doğum polikliniğinde ultrason görüntüsünde yumurtalıkta çok sayıda kistin görülmesi ile tanı konuluyor. Her zamanki gibi de: "Bu hastalığın nedeni bilinmiyor, adet döngüsünü düzenlemek için de doğum kontrol ilacı vereceğiz" deniliyor.

Ama gerçek söylenenden çok farklı!

Polikistik over sendromu bir yumurtalık hastalığı değil, hormon hastalığıdır. En başta da şeker metabolizmasını düzenleyen insülinin vücuda gösterdiği direnç ile başlar. Eğer insülin direnci varsa ve düzeyi kanda yükseldiyse vücutta uzun süreli bir yangı (inflamasyon) başlamış demektir. Hormonlar bir çark sistemi gibi çalıştığı için insülin çarkındaki takılma diğer hormonları da etkiler. İnsülin direncinden dolayı kilo alınır, tiroid hormonu bozulur guatr olur, kadınlık hormonları bozulur, erkeklik hormonları baskın hale gelir ve kıllanmalar başlar. Yine aynı sebeple adet döngüleri de bozulur. Yıllarca adet görmeyen polikistik over hastaları bile vardır.

Peki bu düzen niye bozulur?

Tabi ki insanın kendi ettiğini bulduğu hastalıklardan birisidir polikistik over sendromu...

Beslenme bozukluğu, başta antibiyotik olmak üzere küçük yaşlardan beri kullanılan kimyasal ilaçlar, kullanılan sentetik ürünler ve bunlardaki kimyasal atıkların vücuda yükü bağırsak florasını bozmakta, geçirgen bağırsaklarla birlikte vücutta bir yangı oluşmaktadır. Bu yangı ile vücudun kendi bağışıklık düzeni bozulmakta, tiroid hormon dengesi alt üst olmakta, beslenme bozukluğuna bağlı insülin direnci oluşmakta ve diğer hormonlar da yavaş yavaş bozulmaya başlamaktadır. Adet döngüsünün mekanizması da tamamen hormon iniş çıkışları olduğu için ilk başta bozulan düzen de bu olmaktadır.

Elbette olayın mekanizmasına dair yazılacak çok şey olsa da kısaca ne yapmak gerekir bunları yazıp konuyu noktalayalım:

1. En başta beslenmeyi düzenlemek gerekir. Vücuttaki yangının başladığı ve bağışıklığın kapısı olan bağırsak düzenini sağlamak gerekir.

2. Her türlü kimyasal ilaçları bırakmak, doktor kontrolünde bırakılması gerekenleri de aşama aşama bırakmak gerekir.

3. Hayatımızdaki kimyasalların girdiği her türlü alanı yavaş yavaş azaltmak gerekir: şampuanlar, temizlik malzemeleri, deterjanlar, makyaj malzemeleri ve diğer ağır metal ve halojen içerikli kimyasallar... ayrıca yemek kaplarındaki östrojen hormonu benzeri maddeler barındıran özellikle plastik türü malzemelerden sakınmak gerekir.

4. Vücuttaki hem bağışıklık hem hormonal sistemi yerine koyacak doğru doğal alternatif tedaviler bitkisel tedavi başta olmak üzere yapılmalıdır.

5. Vitamin eksikliklerini doğru tespit edip, gereken takviyeleri kullanmak gerekir.

6. Hareketsizlik, olayı karmaşıklaştırır. O yüzden hem D vitaminini artırmak hem de insülin direncini azaltığ metabolizmayı daha işler hale getirmek için düzenli egzersizler önerilir.

Unutmayın; doğum kontrol ilaçlarındaki hormonlar direk kana verilmediği ve ağızdan alındığı için, karaciğere uğramak ve dönüştürülmek zorundadır. Östrojen karaciğerde çok tehlikeli ürünlere dönüşür ve başta beyine ve akciğere pıhtı atmasına sebep olacak "derin ven trombozu" gibi çok tehlikeli yan etkileri barındıran bir listeye sahiptir.

O yüzden her hastalıkta olduğu gibi bunda da "doğal, fıtrata uygun" yöntemleri tavsiye ediyoruz.

Nihayetinde Şifa Allah'tandır.

whatspapp_icon hemenara_icon mail_icon