Lokmalarınızı olabildiğince çok çiğneyerek yutmaya çalışın. Bu şekilde hem midenizin yükünü azaltarak onu yormamış olursunuz, hem de yeme süreniz arttığı için mideniz dolmadan beyne doyma sinyali ulaşmış olur ve az yiyerek sofradan kalkmış olursunuz.
Eğer imkanınız varsa sabah kahvaltısını biraz geciktirerek saat 10'dan sonra yapın. Çünkü bu saate kadar kortizol hormonu kanda yüksektir ve vücut temizlenme aşamasındadır. Bu saatte kahvaltı yaptıktan sonra öğle öğününü atlayıp akşam yemeği ile artık ağzınızı kapatın.
Akşam yemeğinden sonra elinizden geldiğince bişey yemeyin. Bir yazar bunu çamaşır makinesine benzetmişti kitabında, hoş bir benzetme idi; belli bir programda çamaşır makinasını başlatıyorsunuz, sonra yarısında tekrar kapağı açıp kirli ekliyorsunuz ve sürekli bu hareketi yapıyorsunuz. Mide yaklaşık 1-1,5 saat süreyle besinleri sindirir. Programı tamamlamadan sürekli birşeyler göndermek mideyi yorar. Besinlerin kimisi tam sindirilir, kimisi yarım sindirilir çürümeye terk edilir bağırsaklarda.
Az yiyin sık sık yiyin tavsiyesinin ne kadar uydurma olduğunu bu örnekle anlamışsınızdır. Eski hekimler, özellikle İbni Sina büyük abdest yapılmadan yeni bir yemek yemeyi önermez. Sindirim süreleri farklı olduğundan yemekleri birbirine karıştırmak da önerilmez.
Akşam yemeğinden sonra meyve yemeyin. Yukarıda bahsettiğim gibi akşam yemeğinin üzerine meyve vücutta faydadan çok zarara dönüşür, sindirilmez.
Yemekten hemen önce, yemek sırasında ve sonrasında bir buçuk saat su içmeyin. Bu mide asidini ve sindirim enzimlerini azaltarak sindirimi zorlaştırır, yemek hacmini artırarak şişkinlik yapar.
Her halükarda hazımsızlık ve kilo gibi problemlerin ve birçok hastalığın çözümü bu tür basit alışkanlıklar kazanılmadan zordur.
Mikdâd İbni Ma’dîkerib radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Hiçbir kişi, midesinden daha tehlikeli bir kap doldurmamıştır. Oysa insana kendini ayakta tutacak bir kaç lokma yeter. Şayet mutlaka çok yiyecekse, midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini içeceğe, üçte birini de nefesine ayırmalıdır.”